AnasayfaCIO MerkeziMakaleler Röportajlar Editörden
İcra Kurulu (CxO)
Kalite (ISO) ve BT
Proje Yönetimi
Sistem Odası
CIO Listesi
İş Yemeği
İş Görüşmesi
Kitap Tavsiyesi
BT Stresi
 
Proje Yönetimi

Projenin Anatomisi :

Bir ürün geliştirmeyi hedefleyen (somut-soyut), orijinal, kendine özgü, geçici bir girişimdir. Proje, sistemli faaliyetler bütünüdür. Bu anlamda, düzensiz ilerleyen bir olgu içerisinde projeden bahsedilemez... Proje, sadece orta-büyük ölçekli firmalarda yapılan  bir çalışma değildir. Aslında her fikir bir projedir. Bir esnafın satış arttırıcı çabalar içerisine girmesi ve planlı faaliyetlerde bulunması da bir projedir. Bir fikri projelendirme kabiliyeti iç-girişimcilik, yaratıcılık ve yönetim yaklaşımlarını birleştirir.

Her proje tanımlanmış bir zamanda başlar, biter ve sürelidir. Tanımlanmış hedef ve amaçlara sahiptir. Özgün bir ürün ya da hizmet üretmek için vardır. Sınırlı kaynaklara bağımlıdır. Planlama, uygulama ve kontrol süreçlerinden geçer.

Projelerde Başarısızlık Nedenleri !

1)Standart süreçlere dayanan bir proje yönetim metodolojisinin uygulanmayışı.2)Global bir rekabet ortamında olması. 3)Kültürel farklılıklar.4)Yönetimin desteğinin alınamaması. 5)Kötü tanımlanan hedef ve ihtiyaçlar. 6)Müşteri / kullanıcı katılımındaki eksiklikler. 7)Risk yönetimi yapılmaması. 8)Proje yöneticisinin konu hakkındaki yetersizliği.

Başarılı Proje :

Kapsamını, belirlenen niteliklerde, zamanında ve hesaplanan maliyet sınırları içerisinde tamamlayan projeyi başarılı proje olarak tanımlıyoruz. Elbette ki her şey her zaman mükemmel olmayabilir; Sorunlar çıkacak, aksamalar olacak, kaynaklar yetersiz kalabilecektir. Oysa ki, bunları genel olarak önceden öngörüp risk planı hazırlayabiliriz. Başarılı proje, eksiksiz-hatasız-kusursuz tamamlanan proje demek değildir. Amaç, çıkan hataları-eksikleri uygun bir yönetim yaklaşımıyla ortadan kaldırabilmek ve hedefe varmaktır. Unutmayınız ki; Dünya, karşılaştığınız fırtınalarla ilgilenmez. Gemiyi limana getirip, getiremediğinize bakar !

Fizibilite Raporunun Önemi :

Yapılabilirlik araştırması olarak bilinen fizibilite raporu, projenin ön hazırlık safhasını oluşturur ve çalışmaların seyri açısından önemlidir. Projenin verimli, faydalı ve karlı olup olmayacağını, neler kazandırıp - neler kaybettireceğini, hangi riskleri içerdiğini, hangi piyasa koşullarında ve hangi hedef kitle için uygulanacağını özet şekilde açıklar fizibilite raporu. Bu nedenle bir projeye girişmeden önce bize yol gösteren faydalı bir araçtır. Projelerde yapılabilirlik araştırması adında bir ön hazırlık çalışması ilk olarak inşaat ve mimari sektöründe uygulanmıştır. Oldukça detaylı çalışmalar gerektiren bu sektörlerde hataya tolerans gösterilmediğinden dolayı bu araştırma zorunlu kılınmıştır... Günümüzde ise hemen her sektörde projeler üretilmekte ve büyük paralar bağlanmaktadır. Fikirlerin projelendirilip hayata geçirilebilmesi hem zaman hem de para gerektirdiğinden, bu riske girip yatırım yapmanın buna değip değmeyeceğini anlamanın tek yolu proje safhalarını başlatmadan önce bir fizibilite raporu çıkartmaktır... Bu raporu düzenleyecek kişinin alanında eğitimli ve piyasa tecrübeli olması zorunludur. Fizibilite raporları, projenin büyüklüğüne uygun sayıda uzman tarafından hazırlanmalı ve bir kontrolür tarafından gözden geçirilmelidir. Başarılı bir fizibilite raporu SWOT analizinin 4 değişkenini içinde barındırmalıdır; Güçlü Yönler, Zayıf Yönler, Fırsatlar, Tehditler. Yüzlerce sayfadan oluşan ve işletme durum değerlendirme analizi olan SWOT analizinin aksine, fizibilite raporu içeriğindeki SWOT maddelerinden her birinin 1 sayfayı geçmemesi uygundur. Bu sayede projeye uygulanan kazanç-kayıp ve fayda-zarar faktörleri, önümüze gerçekçi veriler koyarak emin adımlarla projeye başlamamızı sağlayacaktır. Fizibilite raporuna yansıyan riskler, toplam faydanın %30' unu geçmemelidir! Aksi durumda projeye girmek kumar oynamaktan farksız olur.

Ne kadar Risk ?

Proje yönetiminin, durum değerlendirmelerinin ve stratejik hedeflerin uygulanmaya çalışılırken oluşan sancılı sürece Risk diyoruz. Risk aslında iyi ya da kötü bir şey değil, yönetilmesi gereken bir süreçtir.Proje planında muhtemel gecikmeye neden olacak sapmalardır.
Bu bir gerçektir ki, bütün bilişim projelerinde risk hep vardır, olması da çok doğaldır. Önemli olan, riski önceden görebilecek bakış açısına ulaşmak ve muhtemel sapmaları kontrol altına alabilmektir.
Herşeyden önemlisi risk yönetimi bir yazma ve analiz edebilme işidir. Aklımıza gelen hertürlü kriteri gözardı etmeden yazmalıyız. İş çevresinde gelişen her ayrıntıyı analiz edebilmeliyiz. Olayları analiz ederken kişileri pas geçmemeliyiz. Çünkü, "riski oluşturan olayları başlatanlar insanlardır". İnsanları analiz etmeden olayları analiz edemeyiz. Her bir sonucun bir nedeni olduğuna göre, risk öncesinde ya da risk anında görmemiz gereken şey "bu iyileştirilmesi gereken kötü sürecin başlamasını tetikleyen şeyin kaynağıdır". Kaynağı bulmadan, nedeni anlamadan riski yönetmeye çalışmak "körebe oynamaktan" farksızdır.
Risk yönetim sürecini 4 aşamada inceleyebiliriz;
1) Riskleri belirle
2) Riskleri önceliklendir
3) Riskleri sürekli izle ve kontrol et
4) Riskleri öğren, ders çıkar

*** Risk yönetimi her riski çözmek değil, doğru riske odaklanarak onu yönetebilmektir. Unutmayalım ki; Çok fazla risk almak, bundan çok fazla çıkar ve başarı elde etmek değildir.
 
 Project Management Institute :
 

Dünya üzerindeki en saygın proje yönetim enstitüsü olan PMI, 1984 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürmektedir. PMP (Project Management Professional) eğitiminin yetkili sertifikatörü olan bu kurum, pek çok farkı ülkedeki yetkin yerel kurslarla birlikte bu konuda eğitim almak isteyenlere hizmet vermekte ve sektörle işbirliği içerisinde olup başarılı projeleri desteklemektedir. Kendisini proje yönetimi konusunda ispatlamak isteyen yönetici ya da adayları için, tüm dünyada en geçerli eğitim ve sertifikadır. Dileyenler bu kuruma bağlı kurslarda eğitim aldıktan sonra sertifika sınavına girmeyebilir ve sadece katılım belgesi de alabilirler.

 

AnasayfaCIO MerkeziMakaleler Röportajlar Editörden